Tarih: Cum Ağu 08, 2008 3:40 pm Baslik: Edebiyat Terimleri Sözlüğü
-A-
Abdal: Hem şiir hem de düzyazıda derviş anlamına gelen bu sözcük, halk ozanlarının adının başına ya da sonuna gelerek onların mahlası olarak da kullanılmıştır (Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal gibi)
Acem Koşması: Aşıkların, özellikle Anadolu'nun kimi yörelerinde Azerbeycan'a özgü bir ezgiyle okudukları koşma türü
Açık Mektup: Bir kişiye seslenen ancak başkalarının da okuması için gazete veya dergilerde yayımlanmak amacıyla yazılan mektup
Ağıt: Bir ölünün ardından onu yüceltmek amacıyla söylenen halk şiiri Divan Edebiyatı'nda Mersiye'nin karşılığıdır
Ağız: Bir ülkede görülen değişik konuşma biçimlerini, söyleyiş türlerini ve ayrılılıklarını yansıtan kullanımlardan her birine verilen ad
Akrostiş: Bir şiirde dizelerin ilk harfleri, yukarıdan aşağı doğru okunduğunda ortaya konu olarak alınmış şeyi karşılayan bir sözcük, ozanın ya da şiirin adandığı kişinin adı çıkacak biçimde düzenlenmiş olmasıdır
Alegori: Bir düşünceyi, bir davranışı ya da eylemi daha kolay kavratabilmek için simgelerle canlandırılıp anlatılması
Alıntı: Öne sürülen bir savı ya da düşünceyi açmak, geliştirmek için o sav ya da düşüncenin ilgili olduğu alanda tanınmış bir kimsenin söylediği bir sözle pekiştirme
Aliterasyon:Bir dizede ya da cümlede kulağa hoş gelecek bir uyum sağlamak amacıyla aynı seslerin yenilenmesi
Anakronizm: Zamanda yanılma Özellikle sözlü edebiyatta kimi ozanları değişik zaman dilimleri içinde yaşatma halkın onları benimseme kaygısıyla ortaya çıkmıştı
Anıştırma: Söz arası ya da sözün gelişine göre ünlü bir olayı bir özdeyişi, bir atasözünü anımsatma ve düşündürme sanatı
Anlatı: Roman, öykü, oyun, masal gibi türlerde bir olay dizisini yazınsal biçimde anlatma eylemi
Anlatımcılık: Sanat ve edebiyatı sanatçının kişiliğini temel alarak açıklamaya çalışan kuram Bu kavrama göre bir duygunun varolabilmesi; onun dile getirilmesine bağlıdır ve dille biçimlendirilmemiş bir duygunun varlığından sözedilemez
Arkaizm: Bir anlatıda dilden kaybolmuş ya da geçerliliğini yitirmiş sözcüklere ya da sözdizimlerine yer verme sanatı
Artıklama: Sözü ya da yazıyı gereksiz yere uzatma durumu
Aruz: Hecelerin uzunluk ya da kısalık derecesine göre çeşitli ses kalıplarından oluşan bir tür şiir ölçüsü Daha çok Divan Edebiyatı'nda kullanılır
Aşık: Halk ozanı ya da saz şaiiri
Ayak: Halk şiirinde kafiye yerine kullanılan terim
* * *
-B-
Bade: Halk ve Divan edebiyatında 'şarap' anlamında kullanılır
Bağfiil: Fiillerden oluşan, cümlede belirteç olarak kullanılan fiil soylu sözcük
Bağlam: Bir sözcüğün cümle, cümlenin paragraf, paragrafın metin içindeki yerini belirleyen, ondan önce veya sonra gelen sözkonusu sözcük, cümle ya da paragrafın anlamını, değerini belirleyen öğeler bütünü
Balad: Eski Fransız şiirinde görülen yazım biçimlerinden biri Üç bentten ve bir ağırlama dizesinden oluşur
Barok: 17 yüzyıl Batı edebiyatında, dengeden çok devinime, düşünceden çok duyguya ağırlık veren yazın akımı
Basmakalıp: Çok kullanılan, hemen herkesçe bilinen sözlerin olduğu gibi kullanılması
Bayronculuk: İngiliz şair Lord Bayron'un başlattığı bu akım toplumun yerleşik düzenine, töresel kurallara uymadan yaşama düşüncesini taşır 19 yüzyılda ortaya çıkan akım başkaldırıcı bir yapısı olmasına rağmen fazla taraftar bulamamıştır
Beğence: Bir yapıtın başına konan; yetkili bir kişinin yazdığı ve o yapıtı tanıtmayı amaçlayan yazı
Belgesel Roman: Gerçek olaylara, belgelere, araştırma ve incelemeye dayanarak oluşturulan roman türü
Belginlik: Düşünce ve duyguların, eksiksiz ve anlaşılır biçimde anlatılması
Bent: Bir şiirin 4, 5, 6, dizeli bölümlerinden her biri
Beş Hececiler: Milli edebiyat döneminde bu dönemin temel ilkelerini benimseyerek o doğrultuda yazan Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç ve Enis Behiç Koryürek'in oluşturduğu topluluk
Betimleme: Bir varlığı, bir olayı, bir durumu ya da kavramı zihinde canlanacak biçimde anlatma
Beyit: Aynı ölçüde yazılan ve anlamca birbirine bağlı iki dizelik Divan şiiri birimine verilen ad
Biçim: Edebiyatta varolan ögelerin birbirine bağlanarak oluşturdukları düzen Örneğin bir şiirin biçimi kaç dizeden oluştuğuna, dizelerin kümelenişine, belirli bir uyak dizini olup olmadığına göre değişir
Bilimkurgu: Düş ya da kurgu yoluyla oluşturulan; çoğu kez gelecek zamanlarda yer alan; günümüzdekinden farklı bilimler ve teknikler kullanan toplum ve insan yaratan yazın türü
Bilinç Akımı Tekniği: Roman, öykü, anlatı gibi kurmacasal türlerde insanı, düşüncelerinin dümdüz akışı içinde değil; düşleri, izlenimleri, iç dünyası ve bilinçaltıyla yansıtmak için başvurulan yol
Bovarizm: Gustave Flaubert'in 1857 yılında yayımladığı Madame Bovary adlı romanın kahramanlarına özgü tutum ve davranışlara verilen ad.
* * *
-C-
Caize: Özellikle Divan edebiyatı döneminde büyüklere, varlıklı kimselere sunulan malzumeler için verilen para
Cinas: Eşsesli sözcükleri birlikte kullanarak yapılan söz oyunu
Cinayet Romanı: İşlenmiş bir cinayeti ve bu cinayetin işleyicisini bulup ortaya çıkarma eylemini konu alan roman türü
Cönk: Özellikle saz şairlerinin, kendilerinin ya da başkalarının şiirlerini derleyip kaydettikleri, uzunlamasına açılan deri kaplı defter
* * *
-D-
Dadaizm: Tristan Tzara ve arkadaşları tarafından Fransız edebiyatında 20 yüzyılda geliştirilen bu akım, savaşın hemen ardından doğduğu için umutsuzluk ve güvensizliği içinde barındırır
Dağınıklık: Söylenenlerin birbirini tutmayıp bütünlükten yoksun olma durumu
Dekadan: Fransa'da, 19 yüzyılda natüralizme karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük eden sanatçılara verilen ad
Deneme: Herhangi bir konuda yazarın kesinlemelere gitmeden, kişisel görüşlerini, düşüncelerini konuşma ya da söyleşi havası içinde işlediği düzyazı türü
Destan: Yunanca Epos şiirinin karşılığı olan bu kavram, toplumların belleklerinde derin izler bırakmış yiğitlik ve kahramanlık olaylarını manzum olarak öyküleyici bir yöntemle anlatan en eski edebiyat türüdür
Devrikleme: Sözcüklerin cümle içinde olağan sıralanış biçimine uymayan kullanımı
Devriye: İnsanın ve evrenin Tanrı'dan çıkıp tekrar Tanrı'ya dönmesi görüşünü temel alan devir kuramını anlatan şiirlere verilen isim
Dışavurumculuk: Sanat ve edebiyat ürünlerinde iç gerçeğin ve iç yaşantının önemli olduğunu; bunu dışa yansıtmak gerektiğini savunan akım
Didaktik Şiir: Görünüşte şiirsel bir dokusu olan, ama gerçek amacı bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt vermek olan öğretici nitelikteki şiir
Divan: Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları yapıt
Divan Edebiyatı: Konuları, konuları işleyiş biçimi ve dili yönünden Arap-Fars etkisi altında oluşmuş edebiyat ürünlerine verilen ad
Dizin: Genellikle öğretici içerikli yapıtların ve kitapların sonuna koyulan kimi terimleri alfabetik bir düzenle veren ya da gösteren dizelge
Dolamlama: Belli bir düşünce ya da duyguyu doğrudan doğruya anlatma yerine, onu farklı sözcüklerle anlatma biçimi
Dolaylı Anlatım: Roman, öykü gibi edebiyat türlerinde olayların yazar tarafından anlatılması
Dolaysız Anlatım: Söylenenleri biçimsel değişikliğe uğratmadan, sözün söylendiği biçimde aktarılması
Döşeme: Halk öykülerinde giriş bölümüne verilen isim
Drama: Sahnede oynanmak için yazılan, olayları oluş halinde ve karşıt oluşların çatışmasıyla geliştirip gösteren yapıt
Durak: Hece ölçüsünde dizelerin iki ya da daha çok parçaya bölünüş yerine verilen ad
Düğümleme: Bir söz yazıdan istenilen anlamı çıkarmayı, o yazıyı kavramayı engelleyen anlatım karışıklığı
Düzyazı Şiir: Ölçü, uyak gibi kurallara uymadan, konuşma dilinin havası içinde yazılan bu şiir türü ülkemiz edebiyatında ilk kez 20 yüzyıl başında Halit Ziya Uşaklıgil tarafından denenmiştir.
* * *
-E-
Edebiyat: Duygu, düşünce, olay ve olguları, etkili ve güzel biçimde anlatan söz sanatı
Efsane: Eskiden bile söylenegelen, olağanüstü olaylara ve kişilere yer veren, konuşma diliyle oluşturulmuş, üslup kaygısından uzak hayali öyküler
Eglog: İlkçağ edebiyatında Romalıların Vergilius şiirlerine verdiği isim Birkaç çobanın aşk ve kır yaşamı üzerine karşılıklı konuşmalarından oluşan bu şiirlerden oluşan eglog, edebiyatımızda işlenmiş bir tür değildir
Egzotizm: Yabancı ülkelerin gelenek ve yaşama biçimlerini yansıtan, o ülkelere özgü manzaralarla donatılmış yapıtlar için kullanılan bir tanımlamadır
Eleştiri: Bir yapıtın özünü, yapısını anlatan, onun değerli ve değersiz yönlerini ortaya çıkartan, yapıldığı toplumun düşünce gelişimi içindeki yerini örneklere dayandırarak yapan yazı
Eleştirel Gerçeklik: Toplumsal gerçekleri eleştirel bir yaklaşımla ele alan, insanı toplumsal ilişkileriyle yansıtmaya amaçlayan edebiyat yönelmesi
Enelhak: "Ben Tanrı'yım" anlamına gelen bu Enelhak, evrendeki tüm varlıkları bir ve bütün olduğuna inananların, Tanrı'yı gönüllerinde, kendi benliklerinde duyumsayanların kısacası Tasavvuf ulularının kullandığı bir sözcüktür
Epigram: Greklerde, mezar taşlarına yazılan kısa, epik şiirlere verilen addır
Epik: Geleneksel şiir sınıflandırmasında lirik ve dramatiğe karşıt olarak konusu kahramanlık olan şiirlerdir
Epizot: Bir roman, öykü ya da destanda olay örgüsü içinde başlıbaşına konusal bir bütünlük taşıyan ikinci derecedeki eylem ya da eylemler için Epizot kelimesi kullanılır
Epope: Kahramanlık öyküleri anlatan uzun manzum öykü
Erotizm: Sevgiliye, aşka yönelik tüm cinsel tutkuları ve düşleri içeren kavramdır Erotizmi salt cinsel zevkleri betimleyen, insanın şehvet duygularını kamçılayıp utanma duygusunu inciten müstehcenlikle karşılaştırmamak gerekir Erotik ürünlerde iki cinsin birbirine duyduğu sevgi ve bu sevginin kişiler üzerindeki etkisi anlatılır
Estetik: Güzelliği ve güzelliğin insan ruhundaki etkilerini inceleyen bilim ve bilgi dalı
* * *
-F-
Fabl: Genellikle kahramanları bitkiler ve hayvanlardan seçilen, başında ya da sonunda insanların ortak kusurlarını gidermeye çalışan bir ders çıkarmaya hizmet eden manzum ya da düzyazı
Fantazya: Düş gücünün alabildiğince özgürce ortaya koyulduğu düşünceye ya da bunlarla donatılmış sanat yapıtlarıdır
Fars: İlkel, basit güldürme ögelerinden yararlanılarak, kimi kez inanırlığın sınırları dışına çıkarak oluşturulan, düşündürmekten çok güldürmeyi amaçlayan oyunlar için kullanılır
Fecr-i Ati Edebiyatı: "Sanat şahsi ve mahremdir" ilkesinden yola çıkarak 1908'den sonra yayımlanmaya başlayan Servetifünun dergisinde yazılar yayınlamaya başlayan sanatçılara verilen ortak isimdir Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hamdullah Suphi ve Fuat Köprülü bu topluluğu oluşturan yazarlar arasında yer alır
Fenafillah: "Ölmeden önce ölmek" anlamına gelir Tasavvuf inancına göre, evrende Tanrı'nın vücudundan başka gerçek vücut yoktur ve insan er ya da geç Tanrı'ya geri dönecektir İşte bu dönüşe Fenafillah denir
Ferd: Divan edebiyatında başka beyitlere bağlı olmayan beyitlere verilen ad
Fıkra: İçinde güldünü ögesi bulunan kısa öyküler için kullanılan Fıkra, gazete ve dergilerin belli sütunlarında yayınlanan güncel, toplumsal ve siyasal yazıların da ismidir
Fikir Yazıları: Düşünceye dayalı, öğretme ve bilgilendirme amacıyla yazılan yazıların tümü
Folklor: Bir halkın geçmişten bu yana oluşturduğu geleneklerin inançların, törelerin ve kültürün ortak adıdır
Fütürizm: İtalyan şair Marinetti'nin 1909'da Fransa'da yayınladığı birdirgeyle ortaya çıkan bu akım, yaşamın sürekli değiştiğini, sanatın da yerleşik bütün kuralları bir yana bırakarak yeni biçimve anlatım yolları yaratarak bu değişime ayak uydurması gerektiğini savunur.
* * *
-G-
Garipçiler: 1941'de Orhan Veli, M Cevdet Anday ve Oktay Rifat üçlüsü, şiirde varolan aşırı duygusallığa, şairaneliğe, basmakalıp söyleyişe başkaldıran şiirlerini Garip adıyla bir kitapta topladılar Kitaba koyulan Garip adı zamanla hem üç şairi yansıtan bir kimlik kazandı hem de Türk şiirinde yeni başlayan akımı yansıttı
Gazel: Divan edebiyatında kullanılan; en az beş, en çok on beş beyittin oluşan şiir biçimi
Geçer Anlam: Bir sözcüğün herkesce bilinen ve kullanılan anlamına verilen ad
Geçiş: Yazılı anlatımda bir düşünceden ötekine, bir pragraftan sonrakine geçerken düşüncenin zincirleniş biçimi
Genelleme: Anlatılan konuyla tam bağlantısı bulunmayan bir takım düşünceler ortaya sürme
Gerçekçi: Gerçekçilik akımı içinde yer alan ya da o akımın ilkelerine bağlı kalan yazar ya da eserler için kullanılır
Gerçekçilik: 19 yüzyılda başlayan, gerçeği ve doğayı değiştirmeden, tüm çirkinliklikleriyle birlikte aktarmayı amaçlayan sanat ve edebiyat akımıdır
Gerçeküstücülük: 1924'den sonra Dadaizm'in yerine geçen, Fransa'da Andre Breton ve arkadaşlarının öncülük ettiği edebiyat akımıdır Bu akım düşünce ve duyguların aklın denetimine girmesini reddeder
Gerilim: Okuyucu ya da izleyicide merak ve korku duygularını uyandırarak, endişeli bekleyiş içine sürükleyen gerginlik
Geriye Dönüş Yöntemi: Bir eserde olayların zaman sırasını bozarak geçmiş bir zamana ya da olaya dönme yolu
Gezi Yazısı: Gezilip görülen yerlerin ilginç yönlerinin anlatıldığı düzyazı biçimi
Gösterge: Genellikle kendisi dışında bir şey gösteren her türlü nesne, varlık ya da olgu; özel olarak dilsel bir gösterenle bir gösterilenin bileşiminden doğan birimdir
Gözlem: Olaylara, olgulara, varlıklara inceleyici gözle bakmak ve onların belirleyici özelliklerini seçmek işi
Göz Uyağı: Yazımları fonetik olmayan dillerde ses yönünden uyaklı olmadıkları halde, sonlarında aynı harflerin bulunduğu sözcüklerle yapılan uyak (Gam, Cem, Kerem)
Grotesk: Kaba gülünçlüklerden, olmayacak, yabansı şakalaşmalardan yararlanan, güldürmeyi kaba biçimde de olsa amaç edinen komedi türü
Gül: Divan edebiyatında kullanım sıklığı çok yüksek, sanat yapmak amacıyla başvurulan ögelerden biri
Gülbank: Bir toplulukça, hep bir ağızdan ezgili biçimde söylenen kalıplaşmış tekbirlere, dualara verilen ad
Gülmece: Daha çok "Mizah" adıyla bilinen; durumların, olay ve olguların gülünç yanlarını vurgulayan yapıtların genel adı
Günlük: Bir kimsenin günü gününe tuttuğu, üzerine tarih atıp duygu ve düşüncelerini belirttiği yazı
Güzelleme: Özellikle halk şiirinde sevilen bir varlığı övüp yüceltmek için yazılan koşmalara verilen ad
Güzellik: Bir eserde, hoşumuza giden ve bizde hayranlık uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bütün
* * *
-H-
Hak: Tanrı'nın adlarından biridir Gerçek ve adalet anlamında da kullanılır
Hak Aşığı: Pir elinden bade içmiş, dili çözülüp şiir söylemeye başlamış gerçek aşık
Halkbilim: Bir toplumun yarattığı halka özgü kültürel yaratımları, gelenek ve görenekleri, yaşanılan topraklar üzerindeki farklı töreleri inceleyen bilimdalı
Halkçılar: Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde halk şiirine özgü biçimsel ve söyleyişsel özelliklerden yararlanma, şiirlerini bu doğrultuda oluşturmak isteyen kimi şairlere ve yönelimlerine verilen ad
Halkçılık: Fransız edebiyatında, 1929 yılında Leon Lemonnier ve Andre Therive'nin öncülüğünde ortaya çıkan bir edebiyat akımı
Halk Edebiyatı: Halk ozanlarının İslamiyetten önceki göçebe kültür döneminin geleneklerini sürdürüp halkın somut yaşamından yola çıkarak oluşturdukları dilsel ürünlerin tümü
Hamamiye: Divan edebiyatında hamamı ya da hamamdaki güzelleri betimleme amacıyla yazılan kasidelere verilen ad
Hamse: Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesiyle oluşturulan yapıt
Hezl: Alay, eğlence, şaka anlamına gelen bu sözcük, tür adı olarak bir konuyu alaylı bir söyleyişle işleyen şiirler için kullanılmıştır
Hiciv: Bir kimseyi, nesneyi, düşünceyi ya da toplumun eksik aksak yanlarını iğneleyici bir dille ortaya koymak amacıyla yazılmış ürünlerin adı
Hikmet: Bir yaşama ya da davranış kuralı belirten, kısa ve özlü söz
Hümanizma: İnsanı evrende tek ve en yüce değer sayan, bu nedenle insana ve insan onuruna saygıyı sağlamak için gerekli koşulları hazırlama amacı güden düşünüş
Hüsn-i Talil: Özellikle Divan şiirinde bir olgunun gerçek etkenini bir yana bırakıp onu, güzel, tatlı ve hoş bir nedenle bağlama
* * *
-I-
Iraklama: Sözlü ya da yazılı anlatımda konu dışına çıkalarak, konuyla ilgisi bulunmayan sözler söyleme
Irmak Roman: Bir kişinin, bir ailenin ya da bir topluluğun belirli bir zaman dilimi içinde yaşam ve yaşayış dönemlerini birbirini bütünleyecek biçimde anlatan roman dizisi.
* * *
-İ-
İade: Özellikle Divan edebiyatında bir beytin son sözcüğünü ondan sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanmayla ilgili söz sanatı
İcaz: Az sözcükle çok boyutlu, derin bir kavramı anlatma sanatı
İçerik: Bir yapıtın ya da sanatsal yaratının içerdiği duygular, düşünceler, imgeler kısacası biçim dışındaki tüm öğelerin toplamı
İç Konuşma: Roman, öykü gibi kurmaca bir anlatıda kişilerin içinden geçen şeylerin aktarımı
İçtenlik: Sözlü ya da yazılı anlatımda duygu ve düşüncelerin içe doğduğu gibi doğal biçimde aktarma niteliği
İdil: Bir kimsenin ağzından kır yaşamının güzelliğini ve çobanıl aşkı anlatan şiirdir
İham: İki ya da daha çok anlamı olan bir sözcüğü bir dize, bir beyit içinde bütün anlamlarını çağrıştırıp anıştırabilecek bir yolda kullanmayla ilgili anlam sanatı
İkileme: Dilin çevrimi içinde uzun yıllar birlikte kullanıla kullanıla kalıplaşmış kimi sözlere verilen ad
İkinci Yeni: 1950'den sonra Garipçilere bir tepki olarak doğdu "Şiirde anlam gerekmez" savından hareketle gelişen bu akımı benimseyenlerin şiirlerine 'anlamsız şiir', 'soyut şiir' ya da 'kapalı şiir' gibi adlar da verilmiştir
İlahi: Tekke edebiyatında herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Tanrı'yı övüp yücelten şiir türü
İleti: Sanatçının ya da yazarın eseriyle iletmek istediği asıl düşünceye verilen addır
İmale: Hecelerin uzunluk ve kısalık yönünden denkliğine dayanan aruz ölçüsünde kısa bir heceyi ölçü zoruyla uzun okutma biçimi
İmge: Edebiyat ürünlerinde, özellikle de şiirde dile getirilmek istenileni daha canlı ve etkili kılabilmek için anlatılmak istenenle başka şeyler arasında bağlantı kurarak zihinde canlandırılan yeni biçimlere verilen addır
İmgecilik: 20 yüzyılın başlarında E Pount öncülüğünde H Doolittle ve T E Hulme'un katılımıyla oluşan üçlünün ortaya attığı daha sonra Lawrence ve Huxley'in de katıldığı İngiliz-Amerikan şiir akımı
İntihal: Başkalarının yazılarından, şiirlerinden bölümler, dizeler alıp kendininmiş gibi gösterme Aşırma da denilebilir
İstihare: Bir sözün benzetme amacıyla, başka bir söz yerine kullanılması (Dağın eteği, masanın gözü)
İzlenimcilik: 19 yüzyıl sonlarında doğan; dış dünyanın bıraktığı etkileri, izlenimleri olduğu gibi yansıtmayı yaratı ve eleştirinin temel ilkesi sayan sanat ve edebiyat akımı.
_________________ ''...İnzivaya Çekilmiş Bu Hikayenin Hüzün Dolu Tetiğini Çoktan Çektim. .Seni Öldüreli Çok Oldu,
Şimdi Benden De Betersin!!...'
Tesekkür Gönderenler
1 kullanici mesajiniza tesekkür etti.
Forever(08-08, 18:59), Tarihinde tesekkürler mesajini aSuDe adli kullanicimiz gönderdi
Tarih: Cum Ağu 08, 2008 3:48 pm Baslik: Edebiyat Terimleri Sözlüğü
-K-
Kahraman: Edebiyatta olayların akışını en çok etkileyen ve göze çarpan kişilere verilen ad
Kalem Şuarası: Belirli bir öğrenimden geçmiş, hece ve aruz ölçülerini kullanarak şiir yazabilen ancak saz çalmasını bilmeyen şairlere Kalem Şuarası denir
Kalenderi: Saz şairlerinin aruzun mef'ulü mefailü,mefailü feulün kalıplarına göre düzlükleri ve özel bir ezgiyle söyledikleri şiir türü
Kapalılık: Sözlü ya da yazılı anlatımda anlatıcının amacını açıkça söylemediği ya da özellikle gizlemeye çalıştığı durumlarda ortaya çıkan örtülülük
Karagöz: Karanlık bir yerde, gerisinde aydınlatımış beyaz bir perde cansız aktörlerle oynatılan bir oyun
Karakter: Edebiyat ürünlerinde olayın ya da anlatının içinde yer alan kişilerin huy ve davranış özellikleriyle kişiliklerini belirleyici özelliklerine verilen ad
Karşılaştırma: Sözlü ve yazılı anlatımda düşünceyi geliştirmek, söyleneni inandırıcı kılmak için birbiriyle bağlantılı iki nesnenin ortak olan ya da olmayan yönlerini inceleme
Karşıtlama: Birbirine karşıt olan iki düşünce ya da iki hayali bir ilgi kurarak aynı dize ya da cümle içinde kullanmayı içeren anlam sanatı
Kaside: Birini övmek ya da yermek için yazılan, en az 31, en çok 99 beyittin oluşan şiir biçimi
Kesiş: Sözün etkisini arttırmak için başvurulan anlatım oyunu
Kıssa: Kendisinden ahlak dersi çıkartılan özlü ve kısa söz
Kıta: Divan şiirinde ilk beytinin dizeleri birbiriyle uyaklı olmayan, en az iki, en çok on iki beyitten oluşan nazım biçimi
Kıyafetname: İnsanların fiziksel görünümlerinden onların kişiliklerini, ruhsal durumlarını çıkarmayı öğreten yapıtlara verilen ad
Kinaye: Bir sözcüğü hem gerçek hem de mecazi anlamda kullanarak maksadı üstü örtülü biçimde anlatan söz
Kişileştirme: İnsana özgü özellikleri taşımayan cansız varlıkları, hayvanları ya da imgesel yaratıkları kişiler gibi davrandırma, canlandırma sanatı
Klasik: Modayla değişmeyen, gelip geçici olmayan, üzerinde en az iki kuşak geçmesine karşın değerini koruyan türünde örnek niteliği taşıyan yapıt
Klasisizm: 17 yüzyıl Avrupa'da, özellikle de Fransa'da gelişen; eski Yunan ve Latin edebiyatları geleneğine bağlı kalarak anlatımda sadelik ve açıklığa ulaşmayı amaçlayan edebiyat akımı
Klişe: Sözlü ya da yazılı anlatımda çok kullanılan basmakalıp sözleri belirtmek için kullanılır
Koçaklama: Halk şiirinde coşkulu ve yiğitçe bir söyleyişle kahramanları öven, savaş ve döğüşleri anlatan, kahramanlık duygularını canlandıran şiir biçimi
Komedi: İnsanların ve olayların gülünç yanlarını ortaya koyan sahne yapıtı
Konferans: Hitabet türü içinde yer alan, herhangi bir konuda dinleyenleri aydınlatıp bilgilendirme, onlara kimi gerçekleri anlatma amacıyla yapılan konuşma türü
Koşma: Halk edebiyatında, hece ölçüsü (6 + 5) ya da (4+4+3) duraklı kalıbıyla sevgi ve doğa üzerine söyledikleri şiir türü ya da biçimi
Koşuk: Eskiden aşk ve doğa şiirlerine verilen genel ad
Köy Romanı: Köy yaşayışını, köylülerin toplumsal sorunlarını konu edinen roman türü
Kullanmalık Metin: Günlük yaşamın her yerde ve her zaman karşılaşılan durumlarını değiştirmeden anlatan yazılara verilen ad
Kurmaca: Belirtilen, dile getirilen anlam ya da anlam katmanlarıyla metin dışı gerçek yaşamın somut olguları, olay ve durumları arasında doğrudan doğruya bir özdeşlik ilişkisi kurulmasına elverişli olmayan söylem biçimi ve bu tür bir söylemin niteliği
Kübizm: 20 yüzyılın başlarında önce resimde başlayan, sonra öteki sanat dallarıyla birlikte edebiyatta etkisini gösteren sanat akımı.
* * *
-L-
La-Edri: Kimin tarafından söylendiği ya da yazıldığı bilinmeyen şiirlerin altına "bilmiyorum" anlamında yazılan sözcük
Lafçılık: Özellikle yazılı edebiyatta anlatımı gereksiz sözlerle doldurma ve bunu alışkanlık edinme
Lakonizm: Söylenmek istenileni en az sözcük ya da en kısa biçimde anlatma yolu
Lebdeğmez: İçinde dudak ünsüzlerinin (b, p, f, m, v) bulunmadığı şiire verilen ad
Leff ü Neşr: Bir beyit içinde iki ya da daha çok şeyi andıktan sonra onlarla ilgili şeyleri sırlama sanatı
Lehçe: Bir dilin tarihsel, toplumsal, kültürel nedenlerle dilbilgisi ve sözlük açılarından ayrımlaşmış biçimi
Letrizm: 20 yüzyılda, Romen asıllı İsodore İsou'nun öncülüğünü yaptığı, sözcükleri, sözcüklerin anlamsal değerlerini hiçe sayan şiirde temel birim olarak harfi benimseyen edebiyat akımı
Lirik Şiir: Epik ve dramatik şiire karşıt olan, duyguların çoşkulu bir dille anlatılması gerektiğini savunan şiir türü
Lügaz: Herhangi bir varlık ya da nesnenin özelliklerini anlatarak şiir biçiminde oluşturulan bilmece
_________________ ''...İnzivaya Çekilmiş Bu Hikayenin Hüzün Dolu Tetiğini Çoktan Çektim. .Seni Öldüreli Çok Oldu,
Şimdi Benden De Betersin!!...'
aSuDe Süper Moderatör
Kayıt: Jul 23, 2008 Mesajlar: 127
Level : 10
Seviye:
0 / 230
0%
Aktif:
110 / 110
100%
Deneyim:
7 / 22
31%
Tarih: Cum Ağu 08, 2008 3:55 pm Baslik: Edebiyat Terimleri Sözlüğü
-M-
Mahlas: Kimi ozan ve yazarların yapıtlarında kullandıkları değişik ad
Mahlas Beyti: Şairin mahlas olarak seçtiği adın geçtiği beyte denir
Makale: Bir görüş ya da savı öne süren, gazete ve dergilerde bilgi vermek için yazılan, başlıklı ve imzalı yazı
Mani: Halk edebiyatının en yaygın ve en küçük nazım biçimi Dört dizeden oluşur ve dizeler yedi hecelidir
Manzum: Nazımla yazılmış veya nazım biçimine konmuş, nesirden ayrı özellikler içeren eserlere verilen ortak isim
Manzume: Nazım biçiminde yazılan, imge ve sanat değeri taşımayan dil ürünlerine denir
Masal: Genellikle halkın ortak yaratısı olan, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa geçen, olağanüstü olay ve durumları olağanüstü kişilerin başından geçirerek anlatan bir tür halk hikayesi
Mazmun: Belli bir kavramı anlatan, onu düşündürüp çağrıştıran kalıplaşmış söz anlamına gelir
Mecaz: Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında başka bir anlamda kullanılması
Mecaz-ı Mürsel: Bir sözün benzetme amacı güdülmeksizin başka bir söz yerine kullanılmasıdır
Meddah: Türlü yansılama ve taklitlerle hikayeler anlatan halk sanatçısı
Mektup: Bir kimseye, kuruma, kuruluşa ya da topluluğa iletilmek üzere yazılan yazı Başlangıçta haberleşme aracı olarak kullanılsa da edebiyatta roman, hikaye, öykü gibi kendine özgü bir tür niteliği kazanmıştır
Melodram: İlkçağlarda özellikle de eski Yunan'da kimi bölümlerinde müzik çalınan, yer yer şarkılarla desteklenen ancak sözleri ezgili olmayan sahne yapıtı
Menkıbe: Din büyüklerinin, ermişlerin yaşamlarını, yaptıkları olağanüstü işleri dile getiren öykülere denir
Mersiye: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlamak; onun erdemlerini, iyi yönlerini dile getirmek amacıyla yazılan şiirlere verilen genel ad
Mesnevi: Her beytin dizeleri arasında uyaklı olan,beyit sayısı konunun işlenişine göre ciltlerce belirlenen Divan şiiri biçimi
Meşrutiyet Edebiyatı: Türk edebiyatının tarihsel gelişimi içinde II Meşrutiyet'in ilanından (1908) Cumhuriyet'e (1923) kadar süre içinde edebiyatla ilgili oluşumların tümüne verilen ad
Metin: Bir yazıyı oluşturan ses, sözcük, cümle, birbirini izleyen cümleler bütünü ve onlanla ilgili dilsel düzenlemelerin tümü
Metin Donanımı: Bir metni oluşturan, metin dokusu içinde yer alan yazınsal, toplumsal, tarihsel, kültürel ögelerin ve gereçlerin tümü
Methiye: Bir kimseyi övmek, yüceltmek amacıyla yazılan şiir
Mey: Şarap anlamına gelen Mey, Divan şiirinin temel manzumlarından biri olarak kabul edilir
Meydan: Saz şairlerinin saz çalarak, karşılıklı şiir söyledikleri yer
Mısra: Manzum yazıların her bir satırı Dize
Milli Edebiyat: Yazı ve yaratıların, sanatsal ürünlerin yabancı etkilerinden sıyrılarak kendi ulusal değerlerimeze dönmeyi, halka kendi diliyle seslenmeyi ilke edinen 1908'de başlayıp 1923'e değin süren edebiyat yönelimi ve yönelime katılan sanatçıların oluşturduğu topluluk
Mitos: Tarih öncesi dönemleriyle ilgili Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanların yaşamlarını, serüvenlerini anlatan, bir toplumun inançlarını, duygularını, eğilimlerini, dolaylı bir biçimde yansıtan efsane
Mizah: Olayları, durumları, kişileri gülünç yönleriyle yansıtan yapıtların bu yönünü belirtmek için kullanılır
Monografi: Herhangi bir konu üzerinde özgün bir görüşle yapılan ayrıntılı, derinlemesine inceleme
Monolog: 1) Bir kişinin dinleyicilere anlattığı genillikle güldürücü, eğlendirici öykü 2) Tiyatroda tek kişinin konuşması
Muamma: Belli kurallara uyarak bir insan adı çıkacak biçimde düzenlenmiş manzum bilmece
Muaşşer: Divan şiirinde on dizelik bentlerden oluşan nazım biçimi
Muhammes: Divan şiirinde her bendi beş dizeden oluşan nazım bimiçine verilen isim
Murabba: Dörder dizelik bentlerle kurulan nazım biçimi
Musammat: Ölçü ölçüsünü korumak koşuluyla dört, beş, altı, yedidizeli bentlerden oluşan nazım biçim
Münşeat: Divan edebiyatı döneminre değişik konularda yazılan mensur ya da mektupların toplandığı yapıtlara verilen genel ad
Müsebba: Divan edebiyatında her bendi yedi dizeden oluşn nazım biçimi
Müseddes: Divan şiirinde altı dizelik bentlerden oluşan nazım biçimi
Müsemmen: Divan şiirinde sekiz dizelik bentlerden oluşan nazım biçimi
Müstezat: Sözcük anlamı "artmış, çoğalmış" demektir Edebiyat terimi olarak gazelin her dizesine, kullanılan aruz ölçüsüne uymak koşuluyla bir kısa dize ekleyerek oluşturulan nazım biçimi anlamında kullanılmaktadır
_________________ ''...İnzivaya Çekilmiş Bu Hikayenin Hüzün Dolu Tetiğini Çoktan Çektim. .Seni Öldüreli Çok Oldu,
Şimdi Benden De Betersin!!...'
aSuDe Süper Moderatör
Kayıt: Jul 23, 2008 Mesajlar: 127
Level : 10
Seviye:
0 / 230
0%
Aktif:
110 / 110
100%
Deneyim:
7 / 22
31%
Tarih: Cum Ağu 08, 2008 3:58 pm Baslik: Edebiyat Terimleri Sözlüğü
-N-
Naat: Konusu Hz Muhammed'i övmek, ona yalvarıp şefaat dilemek olan kaside
Name: Sevgiye ve sevgiliye ilişkin mektup anlamına gelen "name", yazılmış kitap anlamıyla bileşik sözcük olan çeşitli kitap adlarında yer alır (Selimname, Kanunname, Kıyafetname)
Naturalizm: Fransa'da 1897 yılında ortaya çıkan, gözlemle birlikte bilimsel deneyi de uygulayan edebiyat akımı
Nazım: Duygu, düşünce ve isteklerin ölçülü, ahenkli bin biçimde iletmeyi amaçlayan anlatım yolu
Nazire: Bir şairin, başka bir şairin şiirini konu ve biçim yönünden yansılayıp aynı ölçü, aynı uyak, aynı redifle yazdığı benzer şiir
Nefes: Özellikle Bektaşi ozanlarınca yazılan, Bektaşi törenlerinde makamlarla okunan, temaları Bektaşi inanışlarını içeren malzumelere verilen ad
Neoklasizm: 20 yüzyıl başlarında Simgeciliğe bir tepki olarak doğan klasik beğeniyi, klasik söyleyişi canlandırmayı amaçlayan sanat ve edebiyat akımı
Nesnellik: Yazarın, kendisini anlatımın dışında tutması, başka bir deyişle kendisini anlatıma katmaması; nesneleri, kişileri kendi öz nitelikleriyle yansıtması durumu
Ninni: Ölçü ve uyak yönünden ninniye benzeyen, genellikle anonim halk edebiyatı ürünleri arasında yer alan, çocukları uyutmak için özel ezgilerle söylenen manzum söz
* * *
-O-
Olay: Öykü, roman, masal, anlatı gibi edebiyat ürünlerinde konuyu geliştiren, boyutlandırıp akışını sağlayan olguların bütünü
Olay Öyküsü: "Olan ne; bundan sonra ne olacak" gibi sorularla okuru gerilim ve merak içinde tutan öykü türü
Olay Örgüsü: Konuyu oluşturan olayların birbiriyle bağlantısına verilen ad
Opera Komik: Dokusunda acıklıyla gülüncü barındıran müzikli oyun
Ortaoyunu: Sahne olarak kabul edilen ve etrafı seyircilerle kuşatılmış bir alanda, belirli bir konu doğrultusunda fakat yazılı bir metne bağlı kalınmaksızın oynanan tuluata dayalı oyun
Oyun: Sahnede oynanmak amacıyla yazılmış yapıtlara verilen ad
Ozan: Oğuz Türkleri'nin saz şairlerine; hem saz çalıp hem de şiir okuyanlara verilen isim
_________________ ''...İnzivaya Çekilmiş Bu Hikayenin Hüzün Dolu Tetiğini Çoktan Çektim. .Seni Öldüreli Çok Oldu,
Şimdi Benden De Betersin!!...'
aSuDe Süper Moderatör
Kayıt: Jul 23, 2008 Mesajlar: 127
Level : 10
Seviye:
0 / 230
0%
Aktif:
110 / 110
100%
Deneyim:
7 / 22
31%
Tarih: Cum Ağu 08, 2008 4:02 pm Baslik: Edebiyat Terimleri Sözlüğü
-Ö-
Öğretici Tür: Genel bağlamda öğretme, bilgilendirme amacıyla ortaya konan, tüm dilsel ürünleri adlandırmak için kullanılır
Ölçü: Sözün birtakım bölümlere ayrılarak, her bölümün hece sayısınca ya da hem sayı hem de hecelerin açıklık kapalılık, uzunluk kısalık yönünden denkliği
Öndeyiş: Bir yazınsal yapıtta ya da tiyatro ürünlerinde asıl konudan önce geçenleri özetleyerek verilen bölüm
Önsöz: Bir yapıtın hangi amaçla, nasıl bir yol ya da yöntemle hazırlandığını belirtmek için yapıtın baş tarafına yazarın koyduğu kısa yazı
Örnekleme: Sözlü ya da yazılı anlatımda öne sürülen bir savı, bir görüş veya düşünceyi açıklamak, kanıtlamak ya da onu birtakım ayrıntılarla geliştirmek için başvurulan düşünceyi geliştirme yollarından biri
Örnekseme: Dilde yeni bir sözcük yaratmada tutulan yol
Örtmece: Doğrudan doğruya söylenmeszi uygun olmayan bir olguyu, dümdüz anlatma ya da söyleme yerine dolaylı biçimde anlatma yolu
Öykü: Hikaye yerine kullanılan öykü terimi, gözleme ya da tasarlamaya dayanan bir olayı, bir durumu dile getirerek okuyucuda ilgi ve beğeni uyandıran kısa oylumlu yazı diye tanımlanabilir
Özdeyiş: Bir düşünceyi, bir duyguyu, en kısa ve en özlü biçimde anlatan yoğun anlamlı bilgece söz
Özenti: Anlatımda doğallıktan kaçınma, yapmacık olma durumu
Özetleme: Konuşulanların, anlatılanların ya da okunanların ayrıntısız bir biçimde, ana çizgileriyle belirtilmesi işi
Özleştirme: Türkçe'nin, yabancı dillerden türlü nedenlerle aldığı yabancı kökenli sözcüklerin yerine Türkçe sözcük bulup bunları yabancı sözcüklerin yerine geçirme işi
Öz Şiirciler: Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde özellikle 1930'lardan sonra şiirde ses güzelliğine önem veren, anlamı ve anlatmayı arka plana atmayı tercih eden şairleri anlatmak için kullanılır Öncüleri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı olmuştur
Özyaşam Öyküsü: Bir sanatçının ya da yazarın kendi yaşamını anlattığı yapıta verilen isim
_________________ ''...İnzivaya Çekilmiş Bu Hikayenin Hüzün Dolu Tetiğini Çoktan Çektim. .Seni Öldüreli Çok Oldu,
Şimdi Benden De Betersin!!...'
aSuDe Süper Moderatör
Kayıt: Jul 23, 2008 Mesajlar: 127
Level : 10
Seviye:
0 / 230
0%
Aktif:
110 / 110
100%
Deneyim:
7 / 22
31%
Tarih: Cum Ağu 08, 2008 4:07 pm Baslik: Edebiyat Terimleri Sözlüğü
-P-
Panteizm: Evrenle Tanrı'nın tek bir şey olduğunu, evrenin Tanrı'dan, Tanrı'nın evrenden ayrı bir yönü, ayrı bir varlığı bulunmadığını ileri süren düşünüş biçimi
Paragraf: Bir yazıda bir düşünceyle ilgili cümleler topluluğuna verilen ad
Parnas: 1850 yılında Fransa'da kimi ozarlarca Romantik akımın aşırı duyarlığına bir tepki olarak başlatılan, şiirde kişisel duyguları değil, ustağa ve ölçülü oluşa önem veren okul
Parodi: Ağırbaşlı, ciddi bir yapıtın tümünü ya da bir bölümünü, biçimsel özelliklerini koruyarak onu yeni bir özle işleyen yapıt
Pastiş: Bir yazarın dil ve anlatım özelliklerine, alay etmek amacıyla onu anımsatan, çağrıştıran bir biçimde öykünme
Pastoral Şiir: Çoban ve kır yaşayışını konu alan, bu yaşayıxı sevindirme amacını güden şiir
Perde: Tiyatro yapıtlarında, oyunun belli başlı bölümlerine verilen ad
Plan: Bir konuşma ya da yazıda söyleneceklerin ilgi ve önem derecesine göre sıralanması
Polisiye Roman: Bir cinayeti ya da bir suçu aydınlatmayı; o fiili işleyeni bulup ortaya çıkarmayı konu alan roman türü
Portre: Bir kimseyi fiziksel görümü, ruhsal durumu yönünden en belirleyici özellikleriyle betimleme; sözcüklerle onun tensel ve tinsel resmini çizme
* * *
-R-
Ramazaniye: Giriş bölümünde ramazanı konu alan kaside
Redif: Şiirde dizelerin sonundaki uyakta sonra yenilenen eşsesli ve eşgörevli ekler ya da sözcükler
Ritim: Şiirde hecelerin vurgu, uzunluk, yükseklik gibi ses özelliklerinin, durakların düzenli biçimde yinelenmesinden doğan ses uyarlığı
Roman: Düzyazıya dayanan, genellikle insanın serüvenlerini, iç dünyalarını, toplumsal bir olay ya da olguyu, insan ilişkilerini ve değişik insanlık durumlarını anlatmayı amaçlayan anlatı türü
Romantizm: Fransa'da 18 yüzyılın sonlarında klasik edebiyat akımına tepki olarak başlayan; duygu, imge ve fantaziye ağırlık veren sanat akımı
Rönesans Edebiyatı: Hümanizmaya koşut olarak sanat ve edebiyatta başlayan uyanış ve yenileşme girişimleri sonucunda ortaya konan tüm ürünlere verilen ad
Rubai: Aruz ölçüsünün belirli kalıplarına göre yazılan, dört dizeli manzume
_________________ ''...İnzivaya Çekilmiş Bu Hikayenin Hüzün Dolu Tetiğini Çoktan Çektim. .Seni Öldüreli Çok Oldu,
Şimdi Benden De Betersin!!...'