Türk Silahlı Kuvvetleri’nin pkk terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede askeri taktikler açısından pek çok ilk yaşanmıştır.
Düzenli ordu kurgusuna sahip ordumuz, terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelenin ilk yıllarında mevcut harekat planlarına sadık kalarak terör örgütünün dağ kadrosuna karşı koymayı denemiş ve mevcut planların bu mücadelede yeterli olmadığı gerçeğini anlamıştır.
Doğu ve güneydoğuda verilen mücadelede dengelerin lehimize değişmesi ise doksanlı yılların başlaması ile gerçekleşmiştir.
O yıllardan bu güne kadar geçen zaman içinde silahlı kuvvetlerimiz taktiksel anlamda pek çok şey öğrenmiş-uygulamıştır.Elde edilen birikim sayesinde hakimiyet düşman eline geçmemiştir.
Pkk ya karşı bunca yıldır yürütülen mücadele sırasında pek çok sıra dışı olay yaşanmıştır;Tunceli kırsalında 2 komando timimiz karşı karşıya gelmiş ve iletişim eksikliği sebebiyle yaklaşık 1 saat boyunca çatışmıştır.Çatışmanın son bulması bölgeye sevk edilen destek unsurların durumu fark etmesi sayesinde olmuştur.
Bir başka olayda ise Kuzey Irak topraklarındaki keşif kollarımızdan biri yine iletişim eksikliği sebebiyle düşman sanılarak top ateşine tutulmuş, çok şükür yapılan atışların isabetsizliği sayesinde kayba neden olmamıştır.
Yukarıda verdiğim örnekler çok büyük hatalar gibi görünse de harp ortamında yaşanılması muhtemel olaylardır.
Bu yazıyı kaleme almama neden olan olay ise yukarıdaki örneklerden çok ama çok farklıdır.
7 Ekim günü Bolu Dağ Komando Birliğine bağlı timlerimizden biri Şırnak kırsalında pusuya düşürülmüş ve 13 şehit verilmiştir.
Bu talihsiz olayın nasıl gerçekleştiği ise şu aşamada bir muammadır, yapılan açıklamalarda askerlerimizin pusuya düşürüldüğü söylense de, tim olgusunu, timlerin hareket yapısını ve bölgeyi bilenlerin bu söylentiye inanması oldukça güçtür.
Basına aktarılan bilgilere göre; Gabar Dağındaki timimiz bir artçı tim, peki artçı timlerin görevi nedir diye soracak olursak bunun cevabı çok basittir.Artçı timler bağlı olduğu birliği (mangayı ya da takımı) komutanın takdirine bağlı olarak genellikle ateş destek menzili mesafesinden ya da ateş destek menzilinin 2-3 katı mesafeden (bu da en fazla 1 km eder) takip eden güvenlik unsurlarıdır.
Peki nasıl oluyor da, görevden dönmekte olan bir tim pusuya düşürülebiliyor.
Gabar Dağı, nev-i şahsına münsahır özellikleriyle çok farklı bir alan olmasına rağmen böylesi bir pusuya mesken olamaz.Yaralı kurtulan askerlerimizle beraber 15 kişiden oluşan bir timi pusuya düşürmek, hiç kayıp vermeden oradan uzaklaşmak kolay şey değildir.
Kaldı ki pusuya düşürüldüğü iddia edilen timimiz, eğitimi ile göz dolduran ve yıllar yılı terör örgütüne korku salan Bolu Dağ Komando Tugayına bağlı bir timdir.Bu askerlerin o coğrafyaya nasıl uyum sağladıkları, araziye nasıl hakim oldukları herkes tarafından bilinmektedir.
15 kişiden oluşan bir timin yürüyüş kol mesafesi yaklaşık 120-130 metredir, yani en öndeki asker ile en arkadaki asker arasındaki mesafe budur.Arazinin düz olmadığını, arada kör noktaların olduğunu, görüş alanını sınırlayan yükseltilerin ve kayalıklarında olduğunu düşünürsek, bir noktadan ateş açıp 15 kişiyi hedef almak imkansızdır.Yapılan ilk saldırının el bombası ile olduğu şeklinde çıkan haberler ise düşmanın o kadar yakına nasıl sokulabildiği sorusunu akla getirmektedir.İlk saldırı el bombası ile yapılmış olsa bile, askerlerimizin savunma pozisyonu alıp karşılık vermesi gerekirdi ama sonuca baktığımızda bunun olmadığı anlaşılmaktadır.
Askerlerimiz düşman ateşine karşılık verememiş bile olsa, takip ettikleri asıl birliklerin bu çatışmayı fark ederek süratle çatışma bölgesine dönmesi,artçı denilen time destek olması ve düşmanın peşine düşmesi gerekirdi ki, bu da olmamış.
Şahsi görüşüm; pusuya düşürülen timin kesinlikle artçı bir tim olmadığıdır.Türk Silahlı Kuvvetlerinin o bölgede şimdiye kadar yürüttüğü hiçbir operasyonda böyle bir olay yaşanmamıştır, artçı bir timin pusuya düşürüldüğü görülmemiştir.Görülmesi de imkansıza yakındır.
Daha da ilginç olanı, pusuya düşürülen ve neredeyse tüm mevcudunu kaybeden timin özel eğitimli tim olması ve olay sonrası yapılan otopsilerde şehitlerimizin alınlarına yakın mesafeden ateş edildiğinin belirlenmesidir.
Bu şu anlama gelir; düşman o denli rahat ve profesyonel ki, 15 kişilik timi hiç kayıp vermeden ortadan kaldırıyor ve kaçıp uzaklaşmak yerine askerlerimizin başına gelip kinlerini kusacak zamanı kendilerinde buluyor.
Peki pkklı teröristlerin bu denli rahat olabileceğine inanabilir miyiz, bence hayır.
Bu olayın arkasında pkk yı aramak bence hatadır, askerlerimize düzenlenen saldırı çok daha profesyonel bir askeri gücün işidir.Hiç kayıp vermeden 13 askerimizi şehit edebilecek kuvvetlerin kimlerden oluşacağı da tahmin edilmelidir.
Gayrinizami harbin kurallarını en az bizim kadar iyi bilen düşmanlarımız, böylesi bir olay sonrası Türk halkının topyekün isyan edeceğini, silahlı kuvvetlerin hükümet üzerinde baskı kuracağını bilmekte, uzun zamandır gündemde olan sınır ötesi operasyon için düğmeye basılacağını muhakkak öngörmektedir.
Düşmanın yaptığı tek şey, en uygun zamanda tek bir hareketle bu süreci başlatmak olmuştur.
Ağır bir komplo teorisi gibi görünse de, Amerikan yeşil berelileri aldıkları bir talimatla bölgeye intikal etmiş, bu pusuyu gerçekleştirmiş ve geldikleri gibi sessizce bölgeden uzaklaşmış olabilir.
Amerikanın böyle bir oyun oynaması için yüzlerce neden sıralanabilir, siz içlerinden birini seçersiniz eminim.
İşte son şehitlerimizz
Piyade Taburu'nun emniyet unsuru olan bir bölüğümüz kalabalık bir PKK'lı grubun üç ayrı bölgeden silahlı baskınına uğradı. Kahramanca çatışan Mehmetçikler son nefeslerine, son mermilerine kadar çatıştılar. Ancak iki yanda yükselen vadide pusuya yatmış teröristlerin kayaların arkasından açtıkları hain ateşte şehit oldular.
İşte silahlı saldırıda şehit olan askerlerin kimlikleri belirlendi.
PKK'lı teröristlerin Piyade Taburu'na saldırısısonucu, Piyade Astsubay Mehmet Bozkurt, Astsubay Soner Özübek, Uzman Çavuş Mustafa Uysal, Çavuş Selçuk Gürdal, erler Lokman Eker, Yavuz Öztürk, Zekeriya Yatı, Abdurrahman Doğan, İrfan Beyaz, Vedat Kutluca, Samet Saraç ve Mehmet Gücük şehit oldu.
alıntıdır
ASLII Süper Moderatör
Kayıt: May 27, 2007 Mesajlar: 563
Level : 21
Seviye:
0 / 996
0%
Aktif:
475 / 475
100%
Deneyim:
45 / 56
80%
Tarih: Sal Ekm 23, 2007 3:07 pm Baslik: iŞTE SÖZÜN BİTTİĞİ YER...ŞEHİTLERİMİZ
Linkleri yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın!
ASLII Süper Moderatör
Kayıt: May 27, 2007 Mesajlar: 563
Cinsiyet:
Level : 21
Seviye:
0 / 996
0%
Aktif:
475 / 475
100%
Deneyim:
45 / 56
80%
Tarih: Sal Ekm 23, 2007 3:10 pm Baslik: iŞTE SÖZÜN BİTTİĞİ YER...ŞEHİTLERİMİZ
Şehitlerin ağlatan öyküleri
Bayrama hazırlanan evlere acı çöktü... Türkiye'nin dört bir yanından feryatlar yükseliyor. Şehitlerin yaşam öyküleri yürekleri burkuyor...
Kars : Komando Er Turgay Salgar 5 ay sonra terhis olacaktıCumhuriyet Köyü'nde doğmuştu Turgay... 3 kardeşin en büyüğüydü... Annesi yolunu gözlüyordu. Bu bayrama gelmese de 5 ay sonra terhis olacaktı. Acı haberi aldığında şehit anası Güler Salgar "Beni oğlumun yanına ***ürün", "İçime taş düştü, taş, taş.." diye ağıtlar yaktı. Onun feryatları ile tüm köy halkı yandı, bayrama hazırlanan evi matem yuvası oldu.
Konya: Er Murat Uçar Çiçeği burnunda bir damattı. Taze evli olan Murat Uçar'ın evine kara haber gece yarısı ulaştı. Ağustos ayında izne giden Uçar, terhisi bekleyemeden sevdiği kızla hayatını birleştirmişti. Uçar'ın hayalleri yarım, sevdiği dul kaldı. Eşi Ayşe Uçar, kara haberle yıkıldı kaldı...
Çorum : Komando Er Sıddık Küçükgöz
Nişanlısı yolunu gözlüyordu
13 ocağı söndüren hain saldırı, düştü her ocakta hayalleri çaldı. 22 yaşındaki Sıddık Küçükgöz de sevdiği kızla 6 ay önce nişanlanmıştı. 4 kardeşin en küçüğü olan Sıddık, terhisine 6 ay kala şehit düştü. Terhisten sonra damat olma hayalleri yok olup gitti.
Konya : Komando Er Mehmet Yıldırım
Babası sakat, ailenin direği oydu...
Hain pusuya düşenlerden biri de Mehmet Yıldırım'dı... Şafak saymaya başlamış, terhisine 23 gün kalmıştı. Annesi acı haberi aldığında, bunu bekler gibiydi. Oğlu son konuşmasında "Katıldığım operasyondan cenazem çıkacak" demişti. Oysa ailesinin ona o kadar ihtiyacı vardı ki... Babası sakattı, evi geçindirecek imkanı yoktu. Mehmet Yıldırım evine dönecek ve çalıştığı konfeksiyon firmasında işine devam edecekti. Ama evin bütün dayanağını PKK ellerinden aldı ve sadece geriye acı bıraktı...
Gaziantep : Piyade Er Mehmet Coşkun
Kürt kökenli şehidimiz
Terörün dini, dili, milliyeti yok... Kanlı eller bir Kürt ananın yüreğini de yaktı. Piyade Er Mehmet Coşkun Kürt asıllı Türk vatandaşıydı. Tezkeresine 4 ay kalmıştı. Daha dört gün önce annesine aramış, "Canım Annem" yazılı fotoğraflarını göndermişti. Anne Hazal Coşkun şimdi oğlunun ardından Kürtçe ağıtlar yakıyor; "Küçük askerim, öksüzüm, küçük komandom" diye ağlıyor.
Diyarbakır: Er Fethullah Selçuk
Yetim büyüdü
Yetim büyüdü Fethullah Selçuk.. Diyarbakır'lıydı, bir Kürt'tü... Terör onu da vurdu, o kalleş kurşunlar ailesinden gencecik yaşta koparıp aldı. Cenazesi Sati köyüne ulaşınca kızılca kıyamet koptu. PKK'ya lanet yağdıran köylü, şehidinin ardından gözyaşları ile yollara döküldü.
Şanlıurfa : Er Kasım Aksoy
İki hafta kalmıştı terhisine Son telefon görüşmesinde 'bir gün sonra bir operasyona katılacağım ve bayramdan sonra da terhisimi alacağım' demişti. Terhisini alamadı, çok sevdiği çocuklarına kavuşamadı... Güneş 3, Zeliha 2 yaşındaydı daha... En çok da onları özlüyordu. Bir an önce vatani görevini bitirmek için 7 günlük dağıtım izninden sonra bir daha hiç izin kullanmamıştı. Sadece 2 hafta vardı çocuklarına kavuşmasına... Ama olmadı... Bir hayat daha yarım kaldı...
Niğde: Emrah Eryılmaz
'Son operasyonum döneceğim' demişti
Cumartesi annesini telefonla aramıştı Emrah.. "Anne, 28 gün sonra oradayım. Beni bayrama bekleme. Bayramdan sonra geleceğim' dedi. Annesinin yüreği pır pır ediyordu. Oğlu izni için gün sayarken cenazesiyle karşılaştı.. Arkadaşı Yasin Sarıtaş da onun yolunu gözleyenlerden biriydi.. Gözyaşları ve hıçkırıklar içinde Eryılmaz'ın şu sözü ağzından döküldü: 'Son operasyonum. Yakında döneceğim'
Şanlıurfa: Mehmet Uyar
"Allah, PKK'dan hakkımızı alsın"
Açıköğretim 2'nci sınıfta öğrenciyken, askere gitti. PKK, tahsilini tamamlamasına bile müsade etmedi. Şehidin babası Mustafa Uyar, 10 aylık asker olan oğluyla son kez bir hafta önce telefonda görüşmüştü. Bir daha ise sesini duymak nasip olmadı... Oğlunun şehit haberini alan babanın dudaklarından, şu acı feryatlar yükseldi; ""Devletimiz, milletimiz sağ olsun. Hepimiz vatanımıza kurban olalım. Teröristleri Allah’a havale ediyorum. Allah onlardan hakkımızı alsın"
Malatya: Ahmet Sarıoğlu
Anne ve ablasının haberi yok
Astsubay Ahmet Sarıoğlu’nun Malatya’daki evinde de yas var. Sarıoğlu ailenin tek oğluydu. Memleketine, en son ablasının düğünü için gelmişti. Sarıoğlu’nun şehit olduğu haberi annesi ve ablasına iletilmedi... Acı haber onların yüreklerinde henüz alev almadı. Anne ve ablasına yaralı olduğu ve Elazığ’a getirildiği söylendi. Cenazesi ikindi namazından sonra düzenlenecek askeri törenle toprağa verilecek.
Denizli: Bayram Güzel
"Kuzumu getir Şırnak dağları"
Şırnak'ta teröristlerin saldırısı sonucu şehit olan, Komanda Çavuş Bayram Güzel'in evi, yasa boğuldu. Oğlunun şehit düştüğü haberini alan acılı baba oğluyla en son cumartesi günü konuşmuştu. Annesi, yakınları tarafından güçlükle sakinleştirildi. Teröre lanet okuyan acılı anne, "Bayramım yaktın beni. Benim kuzumu getir Şırnak dağları" diyerek gözyaşı döktü. Şehit Komando Çavuş Güzel'in şubat ayında askere gitmeden önce, köyün 20 yıl önce verdiği ilk şehit olan Hasan Savaş'ın akrabası Fatma Savaş ile sözlendiği öğrenildi.
Samsun : Er Seyfi Altuntaş
Terhisine 5 ay vardı. Yarın son yolculuğuna uğurlanacak olan Altuntaş, Samsun'un Ayvacık ilçesini yasa boğdu... 4 kardeş olan Seyfi Altuntaş, annesiz büyüdü. Terhisine 5 ay kala hain pusuya düşen Altuntaş, yürekleri yaktı.
Kars: Piyade Uzman Çavuş Tahsin Yıldırım
Barzani'nin hakkından gelinsin!
Kars, bugün 2 şehit verdi. Şehit ailesi ve komşular birine ağıtlar yakarlarken diğerinin haberini aldılar. Tahsin, Şırnak'ta bu sabah mayın patlası sonucu şehit düşmüştü. Tahsin'in annesi de her asker annesinin yaptığı gibi yavrusunun yolunu gözlüyordu. Anne, aldığı haberle yıkıldı, sinir krizleri geçirdi. Oysa ki, daha dün telefonda konuşmuşlardı. Tahsin'in babası yüreği yansada isyan etmedi. "Terör bitirilsin, kimsenin canı yanmasın. Barzani'nin hakkında gelinmediği sürece bir şey düzelmez. Yine de vatan sağ olsun!" dedi.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız